Robsys Genel Müdürü Turgut Çağatay ile yüzde yüz yerli sermaye ile ürettikleri temizlik robotlarını, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere Amerika’ya ihracat gerçekleştirmelerini ve sektörü konuştuk.
Öncelikle Turgut Çağatay kimdir, biraz kendinizden bahseder misiniz?
Turgut Çağatay işletme mezunu, Robsys firmasının kurucularından biriyim. Hali hazırda Robsys firmasının genel müdürlüğünü yapıyorum.
Robsys ne anlama geliyor?
Biz Robsys’i robot kelimesinden türettik. Robot, dünyanın her yerinde kullanılan enternasyonal bir kelime olduğu içinde firma ismimizi Robsys yaptık. İhracat odaklı bir firmayız. Robsys markasını 60-70 ülkede tescil ettirdik. Robsys’in robotik sistemler şeklinde bir açılımı var. Marka yaratmak, marka çalışmak zor bir olay. Bunun üzerine çok çalıştık ve sonucunda gördüğümüz kadarıyla Robsys GES sektöründe uluslararası arenada bilinen bir marka haline geldi.
2024’te hangi ülkelere ihracat yaptınız, 2025 hedefleriniz neler?
Ürünlerimiz ihracat yapılabilir nitelikte sertifikasyona ve kaliteye sahip. Satış sonrası hizmet ve teknik destek konusunda da her zaman müşterilerimizin yanındayız. 2024 yılından önce dünyanın 10 ülkesine ihracat yapıyorduk, 2024 yılında bu sayıyı 15’in üzerine çıkardık. Aralarında; Almanya, İspanya ve Fransa’nın bulunduğu Avrupa ülkelere ihracatımız yoğunlukta. 2024 yılında Amerika pazarına da girmiş olduk ve bu pazarda da yakın zamanda ağırlığımızı hissettireceğimize inanıyorum.
Kullandığınız teknolojiyi nerden alıyorsunuz?
Teknoloji, bizim önem verdiğimiz bir konu. Teknolojiyi başka yerlerden aldığımız zaman ilerleme şansınız olmuyor. Teknolojiyi kendiniz geliştirdiğiniz zaman bu bambaşka bir noktaya gelebiliyor. Robsys’i rakiplerinden ayıran en önemli özelliği teknoloji geliştirmesidir. Robsys 10 yılı aşkın süredir robot sektöründe teknoloji geliştirmeye yönelik çalışıyor. Ürettiğimiz ürünlerin yazılımlarının, elektronik kart dizaynlarının, kodlamalarının tamamı kendi bünyemizde Ar-Ge ekibimiz tarafından yapılıyor. Organize olmuş iyi bir Ar-Ge ekibimiz var. Sürekli gelişen, büyüyen bir teknolojiyi geliştirirken ekibimizi de geliştirmiş oluyoruz. Ürünün tasarımından, son cıvatasına kadar tüm süreçleri kendi bünyemizde geliştiriyor ve üretimi kendimiz yapıyoruz. Firmamız %100 yerli sermayeye sahip. Yerli ve milli bir firma.
Devlet desteği alıyor musunuz?
Onaylanmış Tübitak projelerimiz var. Bu projelerimiz için Tübitak’tan destek alıyoruz. Bana sorarsanız aldığımız destek yeterli değil. Avrupa’daki firmalarla karşılaştırdığımızda bu desteklerin yeterli olmadığını söyleyebilirim. Karşılaştırma yaptığımızda oradaki teknoloji firmaları her konuda daha fazla destek ve ilgi görüyor. Ülkemizin imkanları sınırlı ama teknolojiyi geliştirmek üzerine çalışan firmalara çok daha fazla desteğin sağlanması gerektiği düşüncesindeyim.
Üretimini gerçekleştirdiğiniz ürünlerden bahseder misiniz?
Güneş enerjisi santrallerinde farklı yapıdaki projeler bulunmakta bu nedenle de ürünlerimizde de farklı segmentler var. Ürünlerimizi projelere ve kullanım alanlarına göre tasarlıyoruz. Saha projeleri için farklı robotlarımız var, çatı projeleri için farklı, bunun yanında temizlik hizmeti veren firmalar da bizden robot satın alabiliyor. Bunların bir kısmı tam otonom. Tüm projelere hizmet verebiliyor. Projeye göre daha küçük, yarı otonom robot geliştirebiliyoruz. Hem temizlik firmalarına hem çatı projelerine hem de arazi projelerine farklı farklı segmentlere ürettiğimiz ürünlerimiz var. Ayrıca projeleri gözden geçirip projenin ihtiyaç duyduğu en iyi robot üzerine çalışıyor ve müşteriye robot önerisinde bulunuyoruz. Projeye özel robotlar da üretebiliyoruz.
Biraz da sektörün sorunlarından bahseder misiniz?
Tabi ki her sektörün zorluğu var. Bizim en büyük zorluğumuz ülkemizde bu sektörün farkındalığının yeni yeni oluşması. Karşılaştırma yaptığımız zaman Avrupa’da kurulan 3’te 1’ine yakın kurulum yapabiliyoruz. Bürokratik, finansal ve altyapı gibi nedenler burada devreye giriyor. Bunların hepsi aşılabilir fakat bu noktada devler iradesi devreye giriyor. Bu işin tabana yayılması gerekiyor. Bu çok önemli çünkü enerjiyi ithal eden bir ülkeyiz. Her yıl milyonlarca dolarımız enerji için dışa aktarılıyor ve bu cari açığa sebep oluyor. Bu problemlerin yaşanmaması için enerji sektörünün önündeki çeşitli engellerin kalkması gerekiyor. Daha fazla destek sağlanarak, önündeki engeller kaldırılarak, sektörün daha da iyi bir noktaya gelmesi sağlanabilir. Ülkemizde bu sektörün bir sanayisi oluştu. Panel üreticileri, invertör üreticileri arttı. Bu alanda teknolojik ürünler gelişmeye başladı. Bunlar göz önünde bulundurulunca sanayinin daha da gelişmesi, teknoloji alt yapısının gelişebilmesi için yurt içinde bu alanın daha çok desteklenmesi gerektiğine inanıyorum.
Ürünlerinizin garantisi nasıl işliyor?
Ürünlerimizin garantisi 2 yıl ürün, 10 yıl yedek parça garantimiz var. Ürünlerimizle ilgili önemli konular ürün kalitesi, panel güvenliğine yönelik ARGE faaliyetleri ve sertifikasyonu, satış sonrası hizmetlerin sunulması çok önemli konular. Bu konularda biz gerçekten çok üst seviyede çalışıyor ve hizmet üretiyoruz.
Sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Bu noktada önemli olan 2 konu var. İlki sektör olarak güneş panelinin daha fazla tabana yayılması. Örneğin; şu an Kayseri OSB’deyiz. Çatıların %10’unda güneş paneli var. Bunun daha çok yaygınlaşması, her fabrikanın minimum kendi enerjisini üretebilecek güç ve imkana sahip olmalıdır, bu maliyetlerin düşmesinde son derece önemli, aynı zamanda mesken konutlarına kadar inmesi gerekiyor. Sektörel anlamda sanayinin can suyu alabilmesi için bunun desteklenmesi gerekiyor. Bir diğer konuysa yapılan bu yatırımların sürdürülebilir devamlı üretim yapabilmesi değerinin kaybolmaması ve yapılan yatırımın geri dönüş süresinin ve maksimum enerji üretebilmesi için gerekli temizlik ve bakım işlemlerinin ihmal edilmemesi. Temizlik ve bakımın daha ön plana alınması gerektiğine inanıyorum. Sistemin daha verimli çalışması için bu konuların kesinlikle ihmal edilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Gelecekte umutluyum, bu sektörün hak ettiği yere geleceğine inanıyorum.