Elektrik, telekom ve endüstriyel otomasyon dünyasında işler her geçen yıl daha karmaşık hâle geliyor. Panoların içine sığdırmak zorunda kaldığımız ekipman sayısı artıyor, güç yoğunlukları yükseliyor ve doğal olarak sıcaklık da ciddi şekilde yükseliyor. Sıcaklığın yükselmesi ise doğrudan performansı etkiliyor; bunun sonucunda da arızalar, plansız duruşlar ve maliyetli ekipman değişimleri kaçınılmaz olabiliyor. Uzun yıllar boyunca birçok uygulamada “idare eder” diye kullanılan pano fanı ya da basit havalandırma yöntemleri, bugün artık bu yükü taşımakta zorlanıyor. Açık konuşmak gerekirse, modern tesislerde pano fanının yettiğini görmek neredeyse imkânsız hâle geldi. Bu yüzden pano kliması artık bir seçenek değil, adeta bir zorunluluk hâline dönüştü.
Günümüzde kullanılan elektronik komponentler eskiye göre çok daha hassas. Örneğin, invertörler, güç kaynakları, kontrol kartları… Bunların çoğu 40 derecenin üzerindeki sıcaklığı pek sevmiyor. Sıcaklık 50–55 derece civarına geldiğinde ise arıza ihtimali hızla artıyor. Pano fanları ise yalnızca ortam sıcaklığı ile pano içi arasındaki küçük farklarda anlamlı sonuç veriyor. Fakat birçok saha uygulamasında ortam sıcaklığının zaten 40 derecelerin üzerine çıktığını görüyoruz. Böyle durumlarda pano fanı sıcak havayı panonun içine çekmekten başka bir işe yaramıyor. Sahada sıkça karşılaştığımız arızaların kök nedenine baktığımızda, çoğunun aslında yetersiz sıcaklık yönetiminden kaynaklandığını görmek şaşırtıcı olmuyor.
İşte pano klimaları tam da bu yüzden kritik bir noktaya oturuyor. Artık yalnızca “soğutma yapan cihaz” değiller; doğru seçildiğinde işletme verimliliğini artıran, ekipman ömrünü uzatan ve enerji tüketimini optimize eden sistemlere dönüşüyorlar. Biz Klimexs olarak, müşterilerimizin sahadaki gerçek ihtiyaçlarından gelen geri bildirimlere önem veriyor ve ürünlerimizi sürekli bu doğrultuda geliştiriyoruz.
Uzman Teknik Klimexs – Ertuğrul DEMİRBAŞ
