Farkındalık uyanıklık halidir. Eğitim ve tecrübe, öğrenmeği ve bilmeği sağlar. Bilgiler de farkındalığı artırır. Her şey farkındalıkla anlaşılır. Farkındalık yoksa hayatta hiçbir şey yoktur. Farkındalıkları zayıf olanlar, çiçekleri, yıldızları, mevsimleri, güzellikleri, fırsatları ve tehlikeleri göremezler.
Çaba gösterdiğimizde girişimcilikte bulunur, tecrübeler yaşarız. Elde ettiğimiz tecrübeler ise bize yeni yollar gösterir, yeni seçimleri daha fazla fark ettirir.
‘’*Ne kadar fark ediyorsan, o kadar dolu yaşıyorsun demektir. Kendini ne kadar fark ediyorsan o kadar bilinçlisin demektir. Fark ettiğin kadar seviyor, fark ettiğin ölçüde biliyor ve açı çekiyorsun. Fark etmek sizi yenileyişe, gerçeğe ve yeni bir yaşantıya götürür.
Gaflet ağır bir fark edememe hastalığıdır. Benliğini körelten bu hastalık giderek yaşam biçimine dönüşebilir. Gaflet, kendinden habersiz benliğin anlama körlüğü olarak da var olabilir. Hem bakar hem görmez. Duyar, işitmez. Gaflet, her şeyi bildiklerini sanan cahillerin hayatında keyfini sürüyor. Kendini bile fark edememenin keyfi!
Kendinde olan ve kendisi olan kişi, varlığının ilk önemli hazzına, benliğini fark ederek varır. Fark etmek için sınırları geçmek, sıra dışı bakmak gerekebilir. Oysa öbür tarafta fark etmeyişler üzerine kurulu, akıp giden bir yaşam var. Gündelik hayat, göz önünde akıp giden fark etmeyiş ırmağıdır. O ırmağa fark etmeyi dert etmemekle girilir ancak.
Fark ederek zihin kendisine bu bağlamda bir ‘an’ oluşturur. Bu doğrudur ama zihinsel değerlendirmelerin yaşanan anlarla oluştuğu da doğrudur. Hayatı çoğu zaman bu anlarla ve bu anlamlarla yaşarız.’’
Genellikle eşimi farkındalık konusunda örnek almaya çalışırım. Çünkü yolculuk sırasında, yeni bir yere gittiğimizde, benim göremediklerimi fark eder ve bana gösterir. Oradaki çiçekler çok güzel, buraya yeni yağmur yağmış, şurada indirimli imalat satış mağazası var diyerek, baktığı her şeyi gördüğünü fark ettim.
E Kablo Elektrik Proje Satış Yöneticisi – Hakan Hündür
