HomeEditörden

Dolar Konuşmuyor Ama Herkes Onu Dinliyor

Trump Coin
Yapay Zeka ve Finans İlişkisi: Geleceğin Ekonomik Dönüşümü
Ulusal Tasarrufların Ülke Ekonomisi için Önemi

Dolar konuşmuyor. Bir açıklama yapmıyor, basın toplantısı düzenlemiyor, gelecek haftaya dair beklentilerini paylaşmıyor. Ama nedense herkes onu dikkatle dinliyor. Esnaf fiyat etiketini hazırlarken, sanayici maliyet hesabı yaparken, yatırımcı karar verirken göz ucuyla hep aynı yere bakıyor: döviz kuru. Sanki görünmez bir referans noktası gibi, ekonomi konuşurken sessizce masanın baş köşesinde oturuyor.

Son dönemde kurda büyük sıçramalar yaşanmıyor olabilir. Grafikler yatay seyredebilir, “istikrar” kelimesi daha sık telaffuz ediliyor olabilir. Ancak bu sessizlik, bir rahatlama değil; daha çok temkinli bir bekleyişe işaret ediyor. Çünkü Türkiye’de doların yüksek sesle konuşmasına gerek yok. Hafızası güçlü bir toplumuz; geçmişte ne zaman konuştuğunu, hangi cümleleri kurduğunu çok iyi hatırlıyoruz.

Bu yüzden dolar yükselmese bile fiyatlar geri gelmiyor. İthal girdi kullanan üretici, “ya yükselirse” ihtimalini maliyetine ekliyor. Perakendeci, etiketi değiştirirken sadece bugünü değil, yarını da düşünüyor. Ekonomi, rakamlardan çok beklentilerle yönetiliyor ve beklentilerin dili çoğu zaman döviz kuru üzerinden kuruluyor. Her ne kadar ekonomi yönetimi son 1 senedir kur şoklarının önünü kesmiş olsa da, kaybedilen güvenin yerine gelmesi biraz zaman alacak gibi duruyor.

Aslında bu durum bir güven meselesi. Kurun sakinliği değil, sakinliğinin kalıcılığı önemli. Bugün konuşmayan doların yarın da susacağından emin olmak istiyor herkes. Bu eminlik oluşmadığında, ekonomi kendi kendini frenleyen bir yapıya bürünüyor. Harcamalar erteleniyor, yatırımlar temkinli yapılıyor, büyüme iştahı düşüyor.

Bir başka dikkat çekici nokta ise doların artık sadece ekonomik değil, psikolojik bir göstergeye dönüşmüş olması. Kur değişmese bile adı geçtiğinde oluşan refleksler değişmiyor. “Dolar ne olur?” sorusu, aslında “yarın daha pahalı mı olacak?” sorusunun kibar bir versiyonu. Bu da fiyatlama davranışlarını kalıcı biçimde etkiliyor.

Sonuçta dolar konuşmuyor olabilir ama herkes onu dinlemeye devam ediyor. Ta ki ekonomi, kendi para birimiyle konuşmayı öğrenene kadar. Güvenin, öngörülebilirliğin ve istikrarın kalıcı olduğu bir ortamda, belki o zaman bu sessiz misafir masadan kalkar. O zamana kadar, ekonomi sohbetlerinde en az konuşan ama en çok dinlenen aktör olmaya devam edecek.

Yeni yılın; belirsizliklerin azaldığı, güvenin yeniden inşa edildiği, emeğin karşılığını bulduğu ve ekonomik olarak daha öngörülebilir bir yıl olmasını diliyorum. Sağduyunun, istikrarın ve umudun hakim olduğu bir yıl olması temennisiyle, tüm okuyucularımızın yeni yılını kutlarım.