Megates Enerji Genel Müdürü Melih Taha Akpınar, enerji dağıtım sistemleri sektöründe 30 yılı aşan tecrübeyle üretim yaptıklarını belirterek, “Bizim için kalite bir tercih değil, markamızın temelini oluşturan bir değer. Önümüzdeki dönemde yurt içindeki gücümüzü korurken özellikle Afrika, Ortadoğu ve Balkanlar’da büyümeyi hedefliyoruz” dedi.

Enerji ve elektrik sektöründe 30 yılı aşkın deneyime sahip olan Megates Enerji, Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi’ndeki üretim tesisinde orta gerilim sistemleri, trafo merkezleri, metal muhafazalı modüler hücreler, monoblok beton köşkler ve alçak gerilim panoları üretiyor. 2013 yılında kurulan şirket, bugün 8 bin metrekare kapalı üretim alanı ve 50’nin üzerinde uzman personeliyle faaliyet gösteriyor.
Megates Enerji Genel Müdürü Melih Taha Akpınar, şirketin kuruluşundan bugüne gelişimini, ürün portföyünü, kalite anlayışını, ihracat hedeflerini ve enerji sektörünün karşı karşıya olduğu sorunları değerlendirdi.
Öncelikle sizi ve Megates Enerji’yi tanıyabilir miyiz?
Megates Enerji 2013 yılında Diyarbakır’da kuruldu. Ancak sektör geçmişimiz 30 yılı aşmış durumda. Ben de ikinci nesil olarak bugün genel müdürlük görevini sürdürüyorum.
Güneydoğu Anadolu özelinde baktığımızda köklü bir geçmişe sahip olduğumuzu söyleyebiliriz. Bölgedeki ilk modüler hücre ve beton trafo merkezi üreticilerinden biri olmamız, bizi sektörde farklı bir konuma taşıdı. Bugün kemikleşmiş ve uzun yıllara dayanan bir müşteri portföyümüz bulunuyor.
Üretim tesisimiz Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi 1. Etap’ta yer alıyor. Burada trafo merkezleri, beton köşkler, metal muhafazalı modüler hücreler ve alçak gerilim panoları başta olmak üzere enerji dağıtım sistemlerine yönelik üretim gerçekleştiriyoruz.
Ürün gamınızdan ve ürünlerinizin öne çıkan özelliklerinden söz eder misiniz?
Ürün gamımız ağırlıklı olarak 12-36 kV gerilim seviyesindeki çözümlerden oluşuyor. Metal muhafazalı modüler hücreler, beton trafo köşkleri, trafo merkezleri ve alçak gerilim panoları temel ürün gruplarımız arasında.
Bunun yanında orta gerilim hücrelerinde kullanılan SF6 gazlı kesici, ayırıcı, yük ayırıcı ve toprak ayırıcı gibi ekipmanlarımız da bulunuyor. Ürünlerimizi uluslararası standartlara uygun şekilde geliştiriyor ve akredite test süreçlerinden geçiriyoruz.
Bizim ürünlerimizde en fazla öne çıkardığımız konu ise kalite. Sektör şartları ne olursa olsun kaliteden taviz vermiyoruz. Hatta bunu somutlaştırmak adına şunu söyleyebilirim: 2013 yılında ürettiğimiz seri numaralı bazı hücreler bugün hâlâ sahada aktif ve enerjili durumda. Yıllardır çalışan ürünlerimizden geri bildirim almadan yolumuza devam ediyoruz.
Bizim için bu çok önemli. Çünkü kaliteyi sadece üretim aşamasında değil, ürünün sahadaki performansında da ölçüyoruz.
Kalite anlayışınız şirketinize nasıl yansıyor?
Megates’in bugün geldiği noktada kalite anlayışımızın çok önemli bir payı var. Arıza oranımızın son derece düşük olması bizim için önemli bir gösterge.
Bunun doğal bir sonucu olarak geniş bir saha servis organizasyonuna ihtiyaç duymuyoruz. Ancak bu, müşterimizin bir problem yaşaması halinde ulaşamayacağı anlamına gelmiyor. Türkiye’nin her noktasına teknik anlamda ulaşabilecek bir yapımız var.
Biz marka değerimizin “Megates” denildiğinde kaliteyle birlikte anılmasını istiyoruz. Bizi uzun yıllardır tanıyan ve ürünlerimizi kullanan firmaların da markamızla ilgili ilk olarak kaliteyi düşünmesini hedefliyoruz.
Ürünleriniz hangi standart ve belgelere sahip?
Özellikle 36 kV ürünlerimizde ilgili teknik şartnamelere uygun üretim gerçekleştiriyoruz. Gerekli akreditasyon ve tip test süreçlerimiz bulunuyor.
Megates’in kalite yönetim sistemi ISO 9001:2015 standardına dayanıyor. Ürün gruplarımızda ilgili IEC ve TS EN standartlarına uygunluk da esas alınıyor. Örneğin orta gerilim metal muhafazalı modüler hücrelerimizde TS EN 62271-200 standardı temel standartlardan biri. Alçak gerilim panolarımız ise IEC 61439-1/2 standardına uygun olarak üretiliyor.
Yurt içi ve yurt dışı satışlarınızın mevcut dağılımı nasıl?
Yurt dışı bizim için henüz yeni bir pazar. İlk ihracat çalışmalarımızı daha önce başlatmış olsak da 2026 yılı itibarıyla bu alanda daha somut bir ivme yakalamaya başladık.
Şu anda Moritanya ve Irak’ta aktif satışlarımız bulunuyor. Ancak ihracatımızın toplam satışlarımız içerisindeki payı hâlâ oldukça düşük. Önümüzdeki dönemde bunu ciddi biçimde artırmak istiyoruz.
İhracatta hangi bölgeleri hedefliyorsunuz?
Afrika, Ortadoğu ve Balkanlar bizim için öncelikli bölgeler. Özellikle Ortadoğu’da yeni oluşan ticari fırsatları yakından takip ediyoruz. Suriye de önümüzdeki dönemde potansiyel gördüğümüz pazarlardan biri. Bunun yanında Türkmen coğrafyasını da hedef pazarlarımız arasında değerlendiriyoruz. Türkmenistan ile ilgili çalışmalarımızı da belirli bir hacme taşımayı hedefliyoruz.
Ankara’da da bir yapılanma içerisindeyiz. Burada hem partnerlik hem de üretim anlamında bazı girişimlerimiz var. Henüz erken aşamada olduğumuz için detaylandırmak istemiyorum ancak ilerleyen süreçte bunu daha somut bir yapıya dönüştürmeyi planlıyoruz.
Yurt içi ve yurt dışında bayi adaylarında hangi özellikleri arıyorsunuz?
Bizim için en önemli konu güven. Özellikle bayilik yapılanmalarında finansal yapı ve tahsilat kabiliyeti bizim açımızdan kritik. Bunun yanında köklü, piyasada güvenilirliği olan ve uzun vadeli iş yapma kültürüne sahip firmalarla çalışmayı tercih ediyoruz.
Biz bayilerimizi çok ağır şartlarla kendimize bağlamak istemiyoruz. Elbette belirli bir ciro ve performans beklentimiz var. Ancak “sadece bizimle çalışacaksınız” gibi bir yaklaşımımız yok. Karşılıklı olarak alan açmayı, güvene dayalı bir ticari ilişki kurmayı önemsiyoruz.
Çünkü bizim bugün çizdiğimiz vizyon yalnızca ticari büyüme değil. Marka değerimizi koruyarak daha ulusal ve global ölçekte bilinen bir Türk markası olmak istiyoruz.
Türkiye’de sektörün karşılaştığı temel sorunlar sizce neler?
Bence burada kademeli ve uzun vadeli bir yaklaşım gerekiyor. Sektörün bugün geldiği nokta bir günde oluşmadı. Her yıl daha zorlayıcı bir piyasa ortamıyla karşılaşıyoruz.
Elbette ekonomik şartların ve piyasaların daralmasının etkisi var. Ancak bunun yanında sektördeki rekabet biçiminin de yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Özellikle büyük ölçekli firmaların fiyat ve rekabet politikalarının üreticiler üzerindeki etkisi ciddi. Maliyetler ortada. Hepimiz üreticiyiz ve birbirimizin ne tür maliyetlerle karşı karşıya olduğunu biliyoruz. Yurt dışındaki kâr marjlarıyla yurt içindeki koşullar arasında da önemli farklar var.
Bu nedenle sektörün daha sağlıklı bir rekabet ortamına ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Aksi durumda üretici sayısının azalması ve bazı firmaların sektörden çekilmesi gibi sonuçlarla karşılaşabiliriz.
Megates Enerji’nin kısa, orta ve uzun vadeli hedefleri neler?
2026 yılı içerisinde belirlediğimiz kısa vadeli hedeflerimizin önemli bölümünü gerçekleştirdik.
Ankara’daki irtibat ofisimiz bunlardan biriydi. Daha ulusal ve global bir firma olma hedefimiz doğrultusunda Ankara’da bir yapılanma oluşturduk. Bunun yanında üretim kapasitemizi de artırdık. Özellikle beton köşk ve modüler hücre tarafında gelecek taleplere daha hızlı cevap verebilmek için kapasitemizi genişletiyoruz.
Orta vadede kapasite artışının devam etmesini ve üretim anlamında ikinci, hatta üçüncü şube seçeneklerini değerlendirmeyi planlıyoruz. Ancak burada ülkenin ekonomik koşulları, yatırım ortamı ve genel politikalar belirleyici olacak.Bugün için yeni yatırımlar konusunda daha temkinli hareket ediyoruz. Ancak uygun yatırım ortamı oluştuğunda yeni üretim noktaları bizim için kesinlikle gündemde olacaktır.
Ar-Ge çalışmalarınızda hangi alanlara odaklanıyorsunuz?
Ar-Ge süreçlerimizi hızlandırmak bizim önemli hedeflerimizden biri. Özellikle farklı ürün gruplarını bünyemize katarak daha rekabetçi bir yapıya ulaşmak ve sektörün değişen ihtiyaçlarına daha geniş bir ürün gamıyla cevap vermek istiyoruz.
Bunun yanında SF6-free olarak adlandırılan yeni nesil ürünler üzerinde de Ar-Ge çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu süreci tamamlayarak Avrupa pazarında daha fazla pay almayı hedefliyoruz.
Uzun vadede Megates’i nasıl bir yapıda görmek istiyorsunuz?
Burada bizim için en önemli değişim, ihracatın şirket içerisindeki ağırlığını artırmak. Uzun vadede satış hacmimizi yaklaşık yüzde 70 yurt dışı, yüzde 30 yurt içi olacak şekilde dengelemeyi hedefliyoruz. Yurt içindeki güçlü yapımızı ve müşterilerimizle kurduğumuz ilişkileri koruyacağız. Ancak yalnızca iç pazara bağlı bir yapı yerine, ihracat kapasitesi yüksek, farklı coğrafyalarda bilinen bir Türk enerji üreticisi olmak istiyoruz.
Son olarak sektöre ve sektör temsilcilerine vermek istediğiniz mesaj nedir?
Bence öncelikle hepimizin aynı gemide olduğumuzu kabul etmemiz gerekiyor. Büyüyen bir pazardan bahsediyoruz. Dolayısıyla yalnızca yurt içinde birbirimizle rekabet etmek yerine yurt dışındaki fırsatları birlikte değerlendirebilmeliyiz.
Sektörün kısa ve orta vadeli ortak bir plan oluşturması gerektiğini düşünüyorum. Üreticilerin bir araya gelerek güç birliği yapması, farklı iş birlikleri veya konsorsiyum modellerinin değerlendirilmesi mümkün.
Çünkü mevcut rekabet ortamı bizim gibi üreticiler açısından giderek daha zorlayıcı hale geliyor. Bir dönüm noktasına ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.
Biz Megates olarak bu sürecin içerisinde kalite anlayışımızdan taviz vermeden, Ar-Ge’ye yatırım yaparak ve özellikle ihracata odaklanarak ilerlemek istiyoruz. Hedefimiz sadece daha fazla üretmek değil; Türkiye’den dünyaya güvenilir, kaliteli ve sürdürülebilir enerji çözümleri sunan bir marka haline gelmek.



