EVA Elektromekanik’in Yönetim Kurulu Üyesi/Genel Müdürü Süleyman Yorulmaz ile Eva Elektromekanik’in yeni üretim altyapısı, güvenilir mühendislik yaklaşımı, ihracat vizyonu, dijital dönüşümü ve Türkiye’nin orta gerilim teknolojilerindeki gelecek fırsatlarını konuştuk.
EVA Elektromekanik olarak yeni bir fabrikaya geçtiniz. Öncelikle hayırlı olmasını diliyoruz. Yeni fabrikaya taşınmanın EVA’ya ne gibi artıları oldu?
Yeni fabrikamız, EVA’nın yalnızca üretim alanını büyüten bir yatırım değil; büyüme hedeflerimizi daha sistemli ve sürdürülebilir bir yapıya taşıyan önemli bir adımdır. Daha planlı bir üretim akışı kurmamıza, kapasitemizi artırmamıza ve kalite kontrol süreçlerimizi daha etkin yönetmemize imkân sağladı. Üretim, test, sevkiyat ve depolama alanlarının daha doğru kurgulanması hem verimliliğimizi hem de iş güvenliğimizi güçlendirdi. Bunun yanında müşterilerimize verdiğimiz termin sözlerini daha sağlıklı planlayabilmek ve artan ihracat talebine cevap verebilmek açısından da ciddi bir avantaj elde ettik. Biz bu fabrikayı bugünün ihtiyacını karşılayan bir bina olarak değil, EVA’yı gelecek hedeflerine taşıyacak bir üretim altyapısı olarak görüyoruz.
Orta gerilim ekipmanları sektöründe rekabet her geçen yıl artıyor. EVA’yı metal mahfazalı modüler hücreler ve trafo merkezi çözümlerinde rakiplerinden ayıran en önemli teknik avantajlar nelerdir?
Bu sektörde gerçek farkın yalnızca ürün kataloğunda değil, ürünün sahadaki performansında ortaya çıktığına inanıyoruz. EVA’yı ayrıştıran temel unsur; güvenilir mühendislik, düşük arıza oranı, üretimde standardizasyon ve satış sonrasında hızlı teknik destek anlayışını birlikte sunabilmesidir. Ürünlerimizi sahadaki gerçek işletme koşullarını dikkate alarak geliştiriyor; güvenlik, kullanım kolaylığı, bakım ihtiyacı ve süreklilik kriterlerini tasarımın merkezine yerleştiriyoruz. Dağıtım şirketlerinin ve farklı proje paydaşlarının teknik beklentilerini yakından takip etmemiz de çözümlerimizin kabul görmesini kolaylaştırıyor. Müşteriye yalnızca ekipman teslim etmiyor, ihtiyaca uygun çözümü doğru zamanda ve sürdürülebilir kaliteyle sunuyoruz. EVA’nın en güçlü tarafı, verebileceği sözü vermesi ve verdiği sözü yerine getirmesidir.
Şirketiniz bugün çok sayıda ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. İhracatta en güçlü olduğunuz bölgeler hangileri ve yeni dönemde hangi pazarlara odaklanmayı hedefliyorsunuz?
Bugüne kadar 40’ın üzerinde ülkeye ihracat gerçekleştirdik. Yakın coğrafyamızın yanı sıra farklı teknik şartnamelere ve iş yapma kültürlerine sahip pazarlarda ürünlerimizin tercih edilmesi, bizim için önemli bir yetkinlik göstergesidir. Yeni dönemde amacımız yalnızca ülke sayısını artırmak değil; bulunduğumuz pazarlarda kalıcı olmak, yerel iş ortaklarımızı güçlendirmek ve sürdürülebilir satış sonrası hizmet yapıları kurmaktır. Avrupa, Afrika, Orta Doğu ve Türk Cumhuriyetleri büyüme potansiyeli gördüğümüz başlıca coğrafyalar arasında. Ancak pazara giriş kararlarımızı sadece kısa vadeli satış fırsatlarına göre vermiyoruz. Teknik standartlar, enerji yatırımlarının sürekliliği, doğru iş ortağı ve uzun vadeli marka değeri bizim için belirleyici oluyor.
Küresel pazarlarda rekabet edebilmek için uluslararası tip testleri ve kalite belgeleri büyük önem taşıyor. Bu alanda yaptığınız yatırımlar ihracat performansınıza nasıl katkı sağlıyor?
Uluslararası pazarda güven, yalnızca iyi bir sunumla değil; bağımsız testler, belgelenmiş süreçler ve sahada doğrulanmış performansla kazanılıyor. Bu nedenle tip testlerini ve kalite belgelerini bir ihracat formalitesi olarak değil, ürün geliştirme disiplinimizin ayrılmaz parçası olarak görüyoruz. Bu yatırımlar ürün güvenliğimizi ve tasarım doğrulama kabiliyetimizi güçlendirirken, farklı ülkelerdeki teknik onay süreçlerini de kolaylaştırıyor. Müşteri açısından belirsizliği azaltıyor, teklif aşamasından kabul süreçlerine kadar daha sağlam bir güven zemini oluşturuyor. Özellikle yeni bir pazara girerken, uluslararası standartlara uygunluğun somut biçimde gösterilebilmesi satış döngüsünü hızlandırıyor ve EVA markasının güvenilirliğini destekliyor.
Son yıllarda fuarlarda daha görünür bir EVA markası görüyoruz. Bu organizasyonlar yeni iş birlikleri ve ihracat açısından size nasıl geri dönüşler sağlıyor?
Fuarları yalnızca ürün sergilediğimiz organizasyonlar olarak görmüyoruz. Buralar müşteriyi dinlediğimiz, yeni ihtiyaçları gördüğümüz, sektörün yönünü okuduğumuz ve uzun vadeli ilişkilerin ilk adımını attığımız platformlar. Ürünlerimizi teknik karar vericilerle doğrudan konuşabilmek, onların sorularını yerinde cevaplamak ve mühendislik yaklaşımımızı göstermek güven oluşmasını hızlandırıyor. Fuar sonrasında distribütörlük görüşmeleri, proje talepleri ve yeni ülke bağlantıları gibi somut geri dönüşler alıyoruz. Bunun kadar değerli bir başka sonuç da marka bilinirliği. EVA’nın daha görünür hâle gelmesi, mevcut müşterilerimizin güvenini pekiştirirken yeni pazarlarda ilk teması kurmamızı kolaylaştırıyor. Bizim için başarı, fuarda oluşan kalabalıktan çok, sonrasında sürdürülebilir iş birliğine dönüşen nitelikli temaslarla ölçülüyor.
Üretimde Endüstri 4.0 uygulamaları, robotik sistemler, dijital kalite kontrol ve izlenebilirlik gibi teknolojilerden ne ölçüde faydalanıyorsunuz?
Dijitalleşmeyi bir vitrin kavramı olarak değil; kaliteyi tekrarlanabilir, üretimi ölçülebilir ve karar süreçlerini veriye dayalı hâle getiren bir araç olarak ele alıyoruz. Yeni fabrikamızla birlikte üretim planlama, malzeme takibi, kalite kontrol ve ürün izlenebilirliği konularında dijital altyapımızı kademeli olarak geliştirmeyi hedefliyoruz. Uygun süreçlerde otomasyon ve robotik uygulamalardan yararlanırken, kritik kontrol noktalarında insan uzmanlığını güçlü bir veri altyapısıyla desteklemeyi planlıyoruz. Hedefimiz yalnızca daha hızlı üretmek değil; hatayı oluşmadan önlemek, her ürünün üretim geçmişini takip edebilmek ve sürekli iyileştirmeyi kurum kültürünün parçası hâline getirmektir. Endüstri 4.0 yolculuğumuzu da tek seferlik bir yatırım değil, aşamalı bir dönüşüm programı olarak görüyoruz.
Nitelikli mühendis ve teknik personel yetiştirmek sektörün önemli gündemlerinden biri. İnsan kaynağı ve teknik eğitim konusunda nasıl bir politika izliyorsunuz? Üniversite sanayi iş birlikleriniz bulunuyor mu?
Orta gerilim sektöründe teknolojiye yatırım yapmak kadar o teknolojiyi doğru tasarlayacak, üretecek ve sahada yönetecek insan kaynağına yatırım yapmak da kritik. Biz işe alımın ardından teknik gelişimi sürekli kılan bir yaklaşım benimsiyoruz. Ürün bilgisi, kalite, iş güvenliği, üretim disiplini ve saha tecrübesini birlikte geliştiren eğitimlere önem veriyoruz. Deneyimli çalışanlarımızın bilgisini genç mühendis ve teknisyenlere aktarabileceği bir öğrenme kültürü oluşturmaya çalışıyoruz. Üniversite sanayi iş birliklerini de genç yeteneklere ulaşmak, staj ve uygulamalı eğitim imkânlarını artırmak, ortak teknik çalışmalar geliştirmek açısından değerli görüyoruz. Önümüzdeki dönemde bu iş birliklerini daha sistemli ve sonuç odaklı bir yapıya taşımayı hedefliyoruz. Çünkü sektörümüzün sürdürülebilir büyümesi, yalnızca makine parkına değil, yetişmiş insan kaynağına bağlıdır.
Son olarak, Türkiye’nin enerji altyapısının geleceğine baktığınızda orta gerilim teknolojileri ve yerli üreticiler açısından önümüzdeki dönemin en önemli fırsatları ve riskleri sizce nelerdir?
Türkiye’nin önünde çok önemli bir fırsat dönemi olduğuna inanıyorum. Yenilenebilir enerji yatırımları, elektrikli ulaşım, sanayide elektrifikasyon, veri merkezleri, depolama sistemleri ve şebeke modernizasyonu; orta gerilim altyapısına olan ihtiyacı büyütecek. Yerli üreticiler açısından bu yalnızca iç pazar fırsatı değil, mühendislik ve üretim kabiliyetimizi uluslararası pazarlara taşıma imkânıdır. En büyük riskler ise fiyat odaklı rekabetin kaliteyi geri plana itmesi, nitelikli insan kaynağı açığı, kritik girdilerde dışa bağımlılık ve standartlara uyum yatırımlarının geciktirilmesidir. Enerji altyapısında kısa vadeli tasarrufların uzun vadede çok daha yüksek maliyetlere yol açabileceğini unutmamalıyız. Türkiye’nin güçlü üretim tecrübesini Ar-Ge, dijitalleşme, kalite ve markalaşmayla birleştirmesi gerekiyor. EVA olarak biz de enerjinin kesintisiz akması için güvenilir altyapılar inşa etmeyi sorumluluğumuz olarak görüyor; yerli teknolojinin küresel ölçekte güven kazanması için çalışıyoruz.
