Elektrik Dünyası Dergisi
E Bülten Aboneliği
E-Posta
Ad / Soyad
Ana Sayfa » Röportaj
RöportajEbru TOPLU: ‘Üretimimizin Yüzde 60’ını İhraç Ediyoruz’
Kategori : Röportaj
Ekleyen : Administrator
Tarih : 2020-10-16 14:29:44


Geri Dön
Ebru TOPLU: ‘Üretimimizin Yüzde 60’ını İhraç Ediyoruz’

1990 yılında kurulan alçak gerilim otomasyon ve şalt malzemesi üretimi konusunda ülkemizde marka olmayı başaran, ürettiği ürünlerin yüzde 60’ını 4 kıtada 50’den fazla ülkeye ihraç eden Federal Elektrik’in İş Geliştirme Uzmanı Ebru TOPLU ile ürettikleri ürünleri, ihracatlarını Federal Elektrik’in uzun ve kısa vadedeki hedeflerini ve sektörü konuştuk.

 

Firmanız ticari faaliyetlerine ne zaman ve nasıl başladı? Faaliyet konunuz ile ilgili neler söylemek istersiniz?

1990 yılında kurulan Federal Grup, alçak gerilim otomasyon ve şalt malzeme, doğalgaz sayacı, mermer ve imalat sanayi sektörlerinde faaliyetlerini sürdürmektedir. 2008 yılında Dünya'da “Tanınmış Marka” olarak tescillenen Federal markasıyla, bugün itibariyle 50'den fazla ülkeye ihracat yapılmaktadır. Türkiye'nin önde gelen firmalarından birisi olarak yenilikçi ve pazara yön veren duruşunu sürdürmektedir.

Alçak gerilim otomasyon ve şalt malzeme üretimi yapan Federal Elektrik;  25.000 m2'lik alanda yüzde yüz yerli sermaye ile kurulmuş olup, 4000 çeşit ürün ve 35.000 farklı parça üretimi ile yoluna devam etmektedir. 2008 yılında ürün portföyüne, Doğalgaz sayacı üretimi de eklenmiş olup, dağıtım şirketlerinin vazgeçilmez markası haline gelmiştir.

 

Ürün yelpazenizde ne tür ürünler var ve bu ürünler daha çok nerelerde kullanılıyor?

Çok geniş ürün yelpazemizin olması dolayısıyla AG malzeme ihtiyacı olan her sektöre hitap ediyoruz. Başta özel sektör ve fabrikalar olmak üzere ürünümüzün girmediği fabrika veya iş merkezleri kalmadı. TOKİ'nin konut, okul gibi projeleri, TEDAS, bayındırlık, SGK, fabrikalar, hastaneler, askeri tesisler gibi pek çok alanda Federal ürünleri mevcuttur. Ürün seçimlerini, genelde firmaların kendileri belirliyor. Ancak biz bir uygunsuzluk tespit ettiğimizde her zaman yol gösterici bir rol üstleniyoruz. Bu rolü üstlenmemizdeki amaç, sektörde lider konumda olmamız sebebiyle, doğru malzemenin kullanılmasını sağlamayı kendimize görev addetmemizdir; bunu da layığıyla yapıyoruz.

Sektöre ilk olarak Devre Kesici üretimi ile adım attık. O yıllarda sadece Avrupa’ lı firmaların ürünleri satılıyordu. 8 kg devre kesiciyi 8 kg gümüş fiyatına satıyorlardı. O zamanki hesaba göre bizden 45 kat daha pahalıya Türkiye’ de ürün satılıyordu. Federal’ in sektöre girmesi ile tüm bunların önüne geçilerek ülke ekonomisine büyük katkılar sağladık. Şu anda da Alçak gerilim malzemelerinin %98 ini üretir durumdayız.

 

Firmanız Ar-Ge ve Ür-Ge çalışmalarına bütçe ayırıyor mu? AR-GE çalışmalarınız ne durumda?

Ar-Ge'ye önem vermeyen bir kurumun başarılı olması, kendini geliştirmesi ve devamlılığını koruması mümkün değildir. Kurulduğumuz günden bu yana bünyemizde; Mekanik Ar-Ge, Elektronik Ar-Ge ve Elektrik Ar-Ge çalışmaları, üç ayrı birimde birbirleri ile koordineli olarak yürütülmektedir. Türkiye’nin ilk test laboratuvarını kurmamız, 3D dizayn ve analiz (simülasyon) programlarını 30 yılı aşkın süredir kullanmamız bunun en büyük kanıtıdır. Biz her zaman zoru başarmış, yeni fikirlere açık, kendini geliştiren bir kurum olduk. Geçmiş deneyimlerimiz ve aldığımız başarılı projelerin oluşturduğu kültür ile Türkiye’ nin 910. Arge merkezi olduk. 

 Bugüne kadar ilk hedefimiz her zaman Avrupa Standartlarının üzerine çıkan ürünler olmuş, hedefimize ulaşmak için de gerekli Ar-Ge birimleri 1990’lı yılların başlarında oluşturulmuştur. Son yıllarda, TÜBİTAK’ a başvuru yaptığımız 30’a yakın projemizin tamamı onay alarak hayata geçmiştir. 2018 yılında 4 ayrı TÜBİTAK projesi kapsamında “Başarı Belgesi” ve Bakanlık tarafından da “Teknolojik Ürün Deneyim Belgesi” aldık. Yurt içinde ve yurt dışında 100'e yakın marka, 10'a yakın patent ve 200'e yakın tasarım tesciline sahiptir.

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ülkemize katma değer sağlayan ürünlerin oluşması için hedeflenen Ar-Ge Merkezi projesi bizim gibi Ar-Ge ye yatırım yapan firmalar için bir fırsat oldu.

Ar-Ge’ nin tek başına yeterli olmadığını biliyoruz ve bu bilinçle hareket ediyoruz. Ar-Ge merkezleri 5-10 yıllık planlar ve projeler ile hareket etmeli, en önemlisi bunu kar edilebilir ve katma değeri yüksek halde yürütmelidir. Bunu da marka imajı güçlü ve dağıtım ağı yeterli seviyenin üzerindeki firmalar sağlayabilir.

 

İhracatınız var mı?  Varsa ağırlıklı olarak hangi ülkelere ediyorsunuz?

1990 yılında kurulup, çok kısa bir sürede 1994 yılında ihracata başladık. Hedefimiz her zaman dünya şirketi olmaktı. En zor pazar olarak bilinen Vietnam ve Güney Kore’ de dahil olmak üzere 4 kıtaya 50 den fazla ülkeye üretimimizin %60 ını ihraç ediyoruz.

Markamız, yurtiçinde tüm elektrik idarelerinde, yurt dışında da 35 den fazla elektrik idaresinde onaylıdır. “Tanınmış Marka” olmanın verdiği hassasiyetle; geçmiş deneyimlerimizi ve aldığımız başarılı projelerin oluşturduğu kültürümüzü küresel pazarın içinde tanıtmaya gayret gösteriyoruz. Bildiğiniz gibi uzmanlık gerektiren zor bir sektörün içindeyiz. Türk mallarının kalitesini göstermek, diğer firmalar için de yeni bir kapı açmak demektir. Hedef belirlerken sadece kendi firmamızı değil, geniş çerçevede düşünerek, kendi şehrimizi, kendi ülkemizi ve üretim yapan ülkemdeki tüm firmaları düşünerek hareket ediyoruz. Hepimiz bu şekilde düşünür, kalite odaklı üretime geçersek Türkiye ihracat rakamları hedeflenenin çok üzerine çıkacaktır. 

 

Firmanızın kalite politikası ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Kalite odaklı yaklaşımı, kurulduğumuz bugüne kadar benimseyerek yolumuzu çizdik. Genelde klişe gibi gelse de bu sözler, kaliteye yaptığımız yatırımlarla konuşulduk. Kurulduğumuz yıldan 4 sene sonra Türkiye’ de ISO 9000 belgesini alan ilk 70 kuruluş içinde yer aldık ve Belçika’ da I. Uluslararası Teknoloji-Kalite ve Üretim Sistemleri kongresinde üretimde TS-EN 9000 kalite güvence sistemini en iyi uygulayan firmalardan biri olarak Kalite Ödülü'ne layık görüldük. 1998 yılında 1.000.000$ civarında bir maliyetle Türkiye’ de ilk Kısa Devre Test Laboratuvarını kurduk. O yıllarda Orta Doğu – Yakın Doğu ve Balkanlar da tek laboratuvar bizim kurduğumuz IHP Test Laboratuvarıydı., Başta TSE ve Üniversiteler olmak üzere dileyen tüm kuruluşların kullanımına açtık.  Böylece hem yurt dışında çok büyük meblağlar ile yapılacak testler için döviz tasarrufu sağladık, hem de kendi geliştirdiğimiz ürünleri test ederek daima daha iyisi için koyduğumuz hedeflere ulaştık ve ulaşmaya devam ediyoruz. O yıllarda kaliteye verdiğimiz değeri gösteren bir örnek teşkil etmiştir diye düşünüyorum.

Üretilen tüm ürünler, ISO 9001:2015 kalite güvence sisteminin yanı sıra, Uluslararası Amerikan NSF kalite güvence sistemine de uygun olarak üretilmektedir.  

Sadece ürüne değil çevreye duyarlılığımızın bir göstergesi olarak; ISO14000:2015 çevre yönetim sistemi sertifikasını ilk alan firmalardan biri olduk, akabinde 110.000$ lık ilave bir yatırımla arıtma tesisimizin kapasitesini arttırdık. Tüm firmalar, birlikte bu bilinçte olursa, gelecek nesillere miras olarak temiz sağlıklı bir çevre bırakır ve bunun haklı gururunu hep birlikte yaşarız.

Will A.Foster’ ın dediği gibi:  Kalite her zaman; yüksek dikkat, samimi gayret, zekanın yönü, becerikli uygulamadır.  

 

Son olarak kendi sektörünüzle ilgili yaşadığınız sorunlar neler ve bu sorunların çözümü noktasında önerileriniz nedir öğrenebilir miyiz?

Bu soruya vereceğim cevap biraz üzücü aslında. Türk firmalarının Türkiye’ de satış yapması, yurtdışından daha zor hale geldi. Yabancı hayranlığını hale bazı sektörler atabilmiş değil. İhracat yaptığımız ülkelerin çoğunda ürünlerin onay süreçleri için birçok testler uygulanıyor. Şu ana kadar onay için gönderdiğimiz hiçbir üründe sorun yaşamadık. Ancak Türkiye’ de durum farklı. Siz ne kadar kaliteli Avrupa standartlarının üzerinde ürün de üretseniz karşınıza maalesef engeller konuluyor. En son yaşadığımız bir olayı kurum adı vermeden detaylı olarak anlatmak istiyorum.  Bir belediye ihalesinde ihaleye yerli firmaların girememesi için oldukça uğraşılmış. Şartları size şu şekilde maddelemek istedim. Zira bu konu sadece Federal ile ilgili değil, ülkemiz için yatırım yapan üretim için uğraşan tüm firmaları etkileyen bir konudur.

1- TSE, ISO, VDE, UL, CE belgelerinden ez az dördüne sahil olma şartı !!!!!

Türkiye’ de TSE, ISO, CE belgeleri üretim yapan firmaların vermesi gereken belgelerdir. UL belgesi sadece Amerika’ da kullanılan bir standart.  Türkiye’ de bu standardın istenmesinin gerekçesinin bir cevabı kesinlikle yok. Türkiye’ de IEC (Avrupa Standardı) ve TSE (Avrupa Standardının tercümesi) uygulanmaktadır. Geriye kalan VDE standartları da IEC standardının Almanya için tercüme edilmiş halidir, dolayısıyla TSE den farklı değildir. VDE belgesi istemekle yine amaç ihaleye sadece Avrupalı firmaları sokma gayretidir. Görüldüğü üzere 3 belge kalite anlamında yeterli iken UL ve VDE yi de bilerek ekleyerek 4 belge zorunluluğu ile Türk firmaları saf dışı bırakılmaktadırlar.

2- Marka adı belirtilerek ihaleye çıkılması.

İhalelere marka adı ile çıkılarak diğer firmaların girmesi engellenmektedir. Yazdıkları markaların %95’ i Avrupalı markalardır.

3- Kısmi teklif verilemez maddesi.

Bu madde ile amaç da diğer maddelerdeki gibi aynıdır. Zira ihale kalemlerine bakıldığında Alçak gerilim, Orta gerilim, kablo pabucu, kablo, röle,  priz, ampul gibi ürünler var. Tüm bu ürünleri üreten ve yukarıda saydığı belgelere de sahip firma aranıyor. Bunun yerli bir firma olamayacağını herkes biliyor. Bu nedenle yukarıda saydığım kalemlerden bazılarını üreten bizim gibi diğer yerli üreticilerin de önünü isteyerek kapatmış oluyorlar. Bunun yanında da ihaleye çok az sayıda firma katıldığı için rekabet kalmıyor ve dolayısıyla fiyatlar yükseliyor. Bu şekilde de ülke zarara uğratılıyor.

 

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Son olarak eklemek istediğim ülkemizi hep birlikte kalkındırmakla ilgili. Birlik ve beraberlik ile ilgili birkaç cümle. Hepimiz aynı geminin içindeyiz. Bu sebeple, tüm üretici firmalar güçlerimizi birleştirerek aynı amaç içinde hareket etmeliyiz. Dünya büyük bir Pazar, bu pazarda hepimize bir pay var. Bu nedenle ilk önce birlik ve beraberlik duygusu ile ülkemizi kalkındırmak için el ele vermeli, birbirimizi destekleyerek ülke ekonomimizi daha da ileri seviyelere taşımalıyız. Mevlana’ nın da dediği gibi, Bir mum, diğer mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez. Biz Federal olarak buna her zaman hazırız.


 

Federal Elektrik İş Geliştirme Uzmanı

Ebru TOPLU

FEDERAL ELEKTRİK