Elektrik Dünyası Dergisi
E Bülten Aboneliği
E-Posta
Ad / Soyad
Ana Sayfa » Makale
Makaleİşyerinde Performansı Arttıran 10 Tasarım (1)
Kategori : Makale
Ekleyen : Administrator
Tarih : 2016-07-29 15:17:29


Geri Dön
İşyerinde Performansı Arttıran 10 Tasarım (1)

Bilgiye dayalı işlerin hakim olduğu bir ekonomide, şirketlerin büyümesi, değişime ayak uydurması, gelişmesi ve yeniliklere açık olmasını devamlı kılmak için motor vazifesi gören unsur  şirket çalışanlarıdır. Akıllı şirketler öncelikli hedeflerinin çalışanlarının performanslarını arttırmak olduğunun bilincindedirler.

 

Çalışma ortamının iyi bir şekilde dizayn edilmesi çalışanların performanslarını arttırmada çok önemli bir rol oynar. Çalışanların üretkenliği üzerinde olumlu etki yapan her şey onların sağlık ve zindelikleri üzerinde de olumlu etki yapar.

 

Bugünki iş ve çalışma süreçlerinin yapısı göz önünde bulundurulduğunda, çalışma ortamı kişinin işteki performansını daha iyi nasıl etkiler?

 

Mimar Funda Varlık ve İç Mimar Oya Çavdar, iş performansının yetenek, motivasyon ve sunulan fırsatların bir sonucu olarak ortaya çıktığını belirtiyor.

 

Peki, çalışma ortamının çalışan performansı üzerindeki katkısı nasıl olur?

 

Kamu ve özel sektör için ofis tasarımları yapan Mimar Funda Varlık ve İç Mimar Oya Çavdar, üretkenlik ve çalışma ortamı arasındaki bağlantıyı anlattı. Varlık ve Çavdar’a göre, işyeri tasarımıyla ilgili temel olarak 10 unsur çalışma ortamını ve yapılan işin kalitesini olumlu yönde etkileme gücüne sahip. İşte ofiste performansı arttıran 10 tasarım:

 

1. SICAKLIK 21.6 DERECE OLMALI

Isıl konfor ortamdaki sıcaklık, hava akımı ve nemliliğin doğru bir şekilde ayarlanması sonucu ortaya çıkar. Bu unsurların doğru kombinasyonu çalışma ortamındaki fiziksel rahatlık için olmazsa olmazdır. İşyerinde sıcaklıkla ilgili şikayet edip duran insanları duyuyorsanız, bilin ki ortamdaki hava akımı ve nemlilik oranıyla ilgili bir sorun vardır.

 

Çalışma alanlarındaki ideal sıcaklık 21.6 santigrat derece olmalıdır. Bu sıcaklıktaki her 1 santigrat derecelik artış ya da azalma çalışan performansında yüzde 1-2 oranında düşüşe neden olur.

Çalışma ortamındaki çok az düşük sıcaklık seviyeleri simule edilen işlerdeki kesin doğruluk oranını arttırırken, çalışanların hastalık sebebiyle rapor alma oranını azaltıyor.

 

Özellikle ısı derecesi olmak üzere çalışma ortamındaki uygun koşulların sağlanmasında bireysel kontrolün olması çalışanların üretkenliğini arttırıyor. Yapılan bir bilimsel araştırmada bir sigorta şirketinin çalışanları çalışma bölmelerinde daha ileri ısıl kontrolün olduğu yeni bir binaya taşındıklarında takip edilmişler. Bu araştırma sonunda çalışanların üretkenliğindeki yüzde 2.8'lik artışın yeni çalışma bölmeleriyle ilgili olduğu sonucuna varılmış.

 

Uygulanacak stratejiler:

Hava akımının bireysel kontrolünü mümkün kılan zeminden havalandırma seçeneğini tercih edin.

(Ofisler, konferans salonları vb gibi) bölünmüş ve kapalı alanların her birinde ısı kontrolünün bireysel olarak yapılabilmesini sağlayın.

 

Günışığı ve hava akımından en iyi şekilde faydalanabilmek ve ısı kontrolünü maksimum düzeyde sağlayabilmek için hareketli pencereler ya da hareketli panjurlar kullanın.

 

2. DOĞAYA, DIŞ MANZARAYA VE GÜNIŞIĞINA ERİŞİM

İnsanlar genelde doğayla iç içe olmayı severler. Doğanın içinde olmak insana sınırsız bir çeşitlilik hissi yaşatır ve duyusal değişim deneyimi sunar. İnsanların gün içinde kısıtlı bir zaman diliminde bile olsa dışarıda vakit geçirmesi faydalıdır.

 

Çalışma ortamına günışığının girmesi, pencerelerin olması, çalışanların doğayla aktif ya da pasif şekilde irtibat halinde olma imkanlarının bulunması, ortamın duyusal değişikliklere ve değişkenliğe imkan tanıması çalışanların zindeliğine olumlu yönde etki eder.

 

Günışığı insanların sirkadiyen ritimlerini, günlük uyanma ve uyku saatlerini, düzenlemeye yardımcı olur. Bu ritim bozulduğu zamansa kişi stres yaşar.

 

Seçme özgürlüğü verildiği taktirde, insanlar genel olarak aşağıyı görebilecekleri bir yükseklikte olmak isterler. Açık, ağaçlar ve çalılarla dolu yemyeşil bir arazide ve bir nehir ya da göl gibi bir su kıyısında olmak isterler. Bu manzaraları görebilmek için insanlar çok büyük paralar harcarlar.

 

Uygulanacak stratejiler:

Çalışma alanındaki zemin döşemesini doğal gün ışığını en çok yansıtacak şekilde ayarlayın. Örneğin, kapalı alanları/bölmeleri binanın iç kısımlarına, açık alanları da pencerelerin olduğu binanın çevre kısımlarına yerleştirin.

 

Görsel mahremiyetin gerekli olmadığı durumlarda cam kullanın.

 

Ortak alanlarda "göze hoş gelecek manzaralar" olmasını sağlayın.

 

Dış alanda çalışanların kullanabileceği yerler oluşturun. Çalışanlarınızı birkaç dakikalığına  bile olsa gün içindeki molalarda dışarıya çıkmaları konusunda teşvik edin.

 

3. ÇALIŞANLARIN DUYULARI UYARILMALI

İnsanlar doğaya, manzara ve günışığına erişimlerinin olmasını istedikleri gibi,  aynı zamanda duyusal değişiklik ve çeşitlilik de isterler, yani farklı duyularına hitap eden, onları harekete geçirecek şeyler hoşlarına gider. Gün boyunca görsel uyarım eksikliği duyuları körleştirebilir ve bir çalışanın uyanık ve dikkatli kalma yetisini olumsuz yönde etkileyebilir. Aynı yükseklik ve dokuya sahip nötr-renkli geniş çalışma bölmeleri çalışanların üretkenliğine fayda sağlamazlar.

 

Duyusal değişiklik ve çeşitlilik için çalışma ortamında açık renklerin kullanılması ya da gürültü olması gerekmez, olması gerekenler günışığına erişim, pencerelerden açık alan manzarası, duyusal değişiklik sağlaması amacıyla seçilmiş materyaller (dokunma duyusuna hitap eden, görsel değişiklik sağlayan, farklı renkler, hoş sesler ya da kokular gibi), mekansal değişkenlik, ışıklandırma seviyesinde değişiklikler ve tepe ışıklarının kullanımı, makul seviyede görsel karışıklık.

 

İş ortamı çalışanların duyularını uyarıcı nitelikte olmadığında, kişiler dikkatlerini ve yaratıcı güçlerini kaybedebilirler. Duyusal uyarının ve değişkenliğin olmadığı bir iş ortamı bıkkınlığa ve edilgenliğe sebep olabilir.

 

Uygulanacak stratejiler:

Ahşap, çeşitli bitkiler ve doğal lifler gibi doğal malzemeler kullanarak belli bir alana bir "doku" kazandırmaya çalışın.

 

Uzun koridorlar ya da geçiş yerlerinin sıkıcı görüntüsünü renk, sanat eseri, grafik, desen kullanarak ve  doku değişiklikleriyle azaltmaya çalışın.

 

4. RENKLERİ STRATEJİK BİR BİÇİMDE KULLANIN

İnsanların renkleri nasıl algıladığı yaşadıkları kültüre ve hayat tecrübelerine göre değişiklik gösterir. Bununla birlikte çalışma alanında renklerin, açık ya da subliminal olarak, nasıl algılanabileceğiyle ilgili bazı genellemeler vardır.

 

Parlak renkler (kırmızılar, maviler ve yeşiller) yüksek konsantrasyon ve yapılan işin kesin doğruluğuyla ilişkilendirilirler.

 

Mavi sakinleştirici ve serinleticidir. Zihinsel kontrolü, berrak ve yaratıcı düşünceyi teşvik eder.

 

Pembe sinirlilik, saldırganlık, yalnızlık, bıkkınlık ve bunalmışlık hisslerini hafifletir.

 

Kırmızı güç ve enerji hislerini arttırır, canlılık ve hırsla ilişkilendirilir.

 

Sarı insanların zihinlerini açık ve kendilerini uyanık hissetmelerine yardımcı olur, karar verme süreçlerinde mantıklı düşünmelerini sağlar.

 

Turuncu kişinin kendine olan saygı hissini artırır, duyguları gevşetir ve kişide yaşama heyecanı oluşturur.

 

Uygulanacak stratejiler:

İstenen davranışların kişisel tercihlere göre değil, psikolojik tepkilere göre sergilenmesi ve arzu edilen duyguların teşvik edilmesi için renkleri stratejik bir biçimde kullanın.

 

Çalışma alanın genelinde kullanılan renkleri çeşitlendirin. Hareketliliği tanımlamak ya da alanın değişen karakterini yansıtmak için renkleri bir tasarım tekniği olarak kullanın.

 

Işığın bütün alanda yansımasını arttırmak ve içeri giren doğal ışık miktarını çoğaltmak için işyerinde açık renkler kullanın.